Ekrem Yalçındağ / Dilin Çeşitliliği ya da Evinde Hissetmek

Çeşitliliğin Dili ya da Evinde Hissetmek

Ekrem Yalçındağ’ın “Dilin Çeşitliliği ya da Evinde Hissetmek” başlıklı sergisi, 19 Eylül –1 Kasım tarihleri arasında CerModern’de izleyiciyle buluşuyor.

Bir resmin içinde ne kadar farklı şey aynı anda var olabilir? Renk, desen, motif, boya, yüzey, tekrar, ritim ve el… Her biri kendi karakterini taşıyan bu unsurlar, bir araya geldiklerinde yalnızca bir görüntü oluşturmaz; zaman içinde ortak bir dil de kurarlar. Ekrem Yalçındağ’ın resimlerine bakmak, kendi olgunluk evresine ulaşan bu dilin nasıl oluştuğunu ve nasıl giderek kendine ait bir dünyaya dönüştüğünü izlemektir.

Yalçındağ’ın resminde çeşitlilik, önceden kurulmuş bir bütünün içine yerleştirilen farklılıkların toplamı olarak ortaya çıkmaz. Her unsur kendi hareketini taşır; motif çoğalır, renk titreşir, desen yüzey boyunca ilerler, tekrar ritme dönüşür. Birbirinden farklı olan bu unsurlar, karşılaşmaları sayesinde yeni ilişkiler üretir. Resmin bütünü de bu ilişkilerin sürekliliği içinde şekillenir.

Yıllar boyunca oluşan resim dili, böylece tek tek biçimlerden çok, onların birbirleriyle kurduğu bağlarda belirginleşir. Her yeni resim, sanatçının daha önce oluşturduğu görsel hafızaya eklenirken aynı zamanda onu dönüştürür. Tanıdık bir motif başka bir renkte, alışılmış bir düzen farklı bir ritimde, bilinen bir yüzey yeni bir hareket içinde yeniden karşımıza çıkar. Yalçındağ’ın resmi, kendi geçmişini taşıyarak sürekli ileriye doğru hareket eder.

Burada çeşitlilik, resmin yalnızca görünen zenginliğini ifade etmez; resmin düşünme biçimini de belirler. Farklılıkların bir arada bulunması, ortak bir ritim içinde yeni bir bütünlük yaratır. Geometrik düzen ile elin müdahalesi, tekrar ile farklılaşma, kesinlik ile sezgi aynı yüzey üzerinde birbirine temas eder. Resim, bu temasların yarattığı gerilimle canlılığını korur.

Bu gelişim seyri içerisinde sanatçı için resim bir aşamada kendini evinde hissedebileceği kavramsal bir mekana dönüşür. Çünkü insan, zaman içinde kendi izlerini tanımaya başladığı bir dünyada evinde hisseder. Yalçındağ’ın resimsel dünyası da böyle bir tanışıklık alanı yaratır. Renkler, motifler, ritimler ve yüzeyler yıllar boyunca birbirine bağlanarak sanatçının kendine özgü görsel hafızasını oluşturur. Her yeni resim, bu hafızanın içinden doğar ve onu biraz daha genişletir.

Ev burada bir mekândan çok bir yakınlık duygusudur. Kendi kurduğun bir düzenin içinde dolaşmak, ona geri dönmek, onu değiştirmek ve yeniden tanımak… Yalçındağ’ın resim pratiğinde bu süreklilik, aidiyet duygusunun temelini oluşturur. Resim her defasında yeniden kurulur; sanatçı ise bu yeniden kuruluşun içinde kendi sesini tanır.

Başlıktaki “ya da” tam da bu nedenle önemlidir : Çeşitliliğin Dili ya da Evinde Hissetmek.

Bu iki ifade arasında bir seçim yapmaya gerek kalmaz. Aksine, biri diğerinin içinde açılır. Çeşitliliğin dili zamanla bir eve dönüşür; ev duygusu da farklılıkların aynı ritim içinde birlikte var olabilmesinden doğar.

Yalçındağ’ın resimlerinde farklı olan yan yana gelir, birbirine temas eder, tekrar eder, dönüşür. Renk sese, desen ritme, motif hafızaya, yüzey ise zamana dönüşür. Bütün bu hareketler, sanatçının yıllar içinde kendi içinde dolaşabileceği bir resimsel dünya kurar.

Belki de “ev”, tam olarak böyle bir yerdir.

Levent Çalıkoğlu