“Can kaybı yok” — bu ifade, resmi açıklamaların diliyle güven verir gibi görünür. Oysa bugün, bu cümle belki de en büyük yanılsamamızdır.
Çünkü kayıp artık yalnızca sayılabilir bedenlerle ölçülmez.
Hava, su, toprak ve hafıza üzerinden ilerleyen, görünmeyen bir eksilme vardır.
Ve bu eksilme, sessizdir.
Astim Kolektifi’nin “Can Kaybı Yok” başlıklı sergisi, tam da bu görünmez alanı işaret eder. Burada mesele ölümün yokluğu değil; yaşamın daralan sınırlarıdır.
“Can kaybı yok” söylemi, bir rahatlatma mekanizmasıdır. Sayılar üzerinden kurulan bir etik, görünmeyeni dışarıda bırakır. Oysa kayıp, çoktan başlamıştır.
— Yok olan türler
— Kuruyan nehirler
— Yanmış ormanlar
— Solunamayan şehirler
Bunların hiçbiri kayda geçmez.
Ama hepsi yaşamın eksilmesidir.
Bugün içinde bulunduğumuz kriz, yalnızca iklimle sınırlı değildir. Sonsuz büyüme ve gelişme fikriyle tüketilen dünya kaynakları; suya, enerjiye, toprağa ve nadir elementlere yönelik gerilimleri artırırken, savaşları ve küresel kırılmaları da tetikler. Bu nedenle mesele yalnızca çevresel değildir.
Astim Kolektifi; farklı disiplinlerden gelen sanatçıların ortak bir düşünsel zeminde bir araya geldiği bir oluşumdur. Bu sergide yer alan sanatçılar; Berkin Günsay, Hakan Yılmaz, Kerem Meriç, Mustafa Akkaya, Süleyman Yılmaz ve Volkan Babaotu'dur.
“Can kaybı yok”
belki de en tehlikeli cümledir.
Çünkü bu cümle kurulduğu anda,
kayıp normalleşir.
Bu sergi, bu normalleşmeye karşı bir eşiktir.
Ve belki de yalnızca şunu söyler:
Henüz sayılmamış olan da kayıptır.